herkes-

HERKES VALİ OLABİLİR AMA HERKES HALKIN GÖNLÜNDEKİ VALİ OLAMAZ...(27)

01 Ocak 1970

VALİ OLMANIN SORUMLULUĞU VE BEDELİ…
Türkiye Cumhuriyetinin ülke yönetim sorunu sürekli arıza yapmaktadır. Çünkü yönetimin adı ve yönetim şekli ne kadar yasalar ile sağlandığı söylense de, uygulamada tamamen farklı bir durum ortaya çıkmaktadır. Yasalar kâğıtlarda ve kitaplarda kalmakta onun yerine ise uygulamalar geçmektedir. Bunun için çok kısa ve özel bir durum söz konusudur. Çıkan kanunun bir de yönetmeliği ve uygulama tüzükleri olması gerekir ki o yasa toplumun derdine çare olsun, uygulanabilsin.  Bu birkaç nedenle mümkün değildir. Birincisi o yasanın kastettiği halk ne örgütlüdür ne de çıkacak tüzükleri takip edecek becerisi vardır. Çıkan tüzükler de halk tabanına dayanmadığı için bürokrasiyi güçlendirmekten ve bürokrasiyi arttırmaktan başka işe yaramamaktadır. Diyelim ki devlet yatırım yapacak kişilere bedava arsa mı verecek, ilgili devlet dairesi öyle bir yönetmelik çıkartır ki o yönetmeliği aşacak olan yatırımcı ne ortaya çıkar ne de işini sonuçlandırır. Burada bürokrasi isterse o kişi veya kişilere yol verir istemezse hayatta işi yürümez. Yasalar ve tüzükler işlemeyince işin gittiği adreste elbette ildeki tek uygulayıcı olan validir. O ilin valisi yetkilerini ve tercihlerini halktan ve o ilde yaşayanlardan yana kullanırsa ki çok nadir böyle valiler vardır işler halkın lehine çözülür, yok yetkilerini kuvvetli esen rüzgârlardan yana kullanırsa orada işler arapsaçına döner. Bu tür valilerden Muğla’ya oldukça fazla vali geldi. Kısaca devlet bu güne kadar illerde sınırsız yetkiye sahip valiler ile işini yürütegelmiştir.
   SAYIN SÜLEYMAN DEMİREL, SAYIN A. NECDET SEZER
Bu ülkenin siyasi tarihini yazacak olan kişiler mutlaka bu iki cumhurbaşkanının valiler ile olan ilişkilerini de inceleyecektir. 87 yıllık cumhuriyet ve 61 hükümete Bölün bakalım ortaya kaç yıllık bir süreklilik çıkar. Bir yıl üç ay ya çıkar ya çıkmaz. Bir bakan bu sürede o bakanlığı tanıyıp yönetmesi mümkün mü? Elbette yöneteceği yerde bürokrasi tarafından yönetilir. İşte bu açmazı gören Sayın Süleyman Demirel doğrudan doğruya illerin valisine öyle bir sahiplendi ve onları devletin temsilcileri ilan etti ki Sayın Demirel’in evet inden geçmeyen hiç kimsenin ne valiler kararnamesi onaylandı ne de ataması çıktı. Kısaca siyaseti baypas eden Sayın Demirel ülkeyi valiler ile doğrudan yönetti. Bunun adı gizli başkanlık sistemidir. Dikkat edilirse makam aracında Türk bayrağı olan iki kurum vardır cumhurbaşkanları ve illerin valileri. Sayın Demirel valileri kendi denetiminde tutarken, yerine geçen Sayın A. Necdet Sezer’in ilk tepkisi ben neden valiler kararnamesini imzalayayım? Bana verilen yetkiler çok fazla diyerek bu muazzam gücü çok geç fark etti ve zaten süresi de dolmuştu. Bu boşluk ülke valilerini çok büyük oranda yüzer-gezer durumda bıraktı. Bir daha da toparlayamadı.

MUĞLA VALİSİ LÜTFİ YİĞENOĞLU…
Türkiye’de valilik kurumunu kısaca özetledikten sonra Lütfi Yiğenoğlu’nun Muğla’ya verdiklerine geçebiliriz. Muğla ülke yasaları tarafından en rahat topraklarına el konulan bir ildir. Bu yasalar kıyı kanunundan askeri yasak bölgelere kadar tam 13 tanedir. Düşünebiliyor musunuz Bodrum ilçesinin tamamı Kültür ve Turizm alanı ilan edildi. Bunun anlamı şudur; Tapusu sende olabilir ama ben bu topraklara kamu adına el koyuyor ve istediğim şekilde kullanıyorum. Böylece ilin toprak kullanımı 1990 da %64 ile devlette iken bu oran 2000 yılında %90 lara kadar çıktı. Bunun anlamı şudur; Siz ne mezarlık yapabilirsiniz ne de yol, doğan çocuğuna bir göz oda ilave edemediğin gibi evlenen oğluna dam da yapamazsın. İşte böyle bir ile tayin edilen valinin durumunu anlayabiliyor musunuz? Biz bunu anladığımız zaman iş işten geçmişti. Valilerin kapıları bize duvar olmuştu. Bu ezberi bozan vali Sayın Lütfi Yiğenoğlu oldu. Hatta İl Genel Meclisi Encümen toplantısını köylerde yapmaya başladı.
İSTEMİHAN TALAY VAY! SAYIN VALİ SEN BENİM SİTİME KARIŞTIN ÖYLE Mİ?…
Ecevit 4.kez başbakan, İstemihan Talay’da Kültür bakanı. Bakanlık Sedir Adasına inşaat yapmak için girmiş ne kadar inşaat atığı varsa hepsini de ormanlara dökmüş. Bir toplantı esnasında köy muhtarı valiye herkesin içerisinde sormuş Sayın Valim, bu SİT yasası biz köylülere mi sadece uygulanır? Vali Cevap verir, hayrola muhtar öyle şey olur mu? Yasa herkes için geçerlidir. Madem öyle Sedir Adası birinci derece SİT alanı peki orada inşaata kim izin verdi üstelikte bütün pislik bizim köyün merasına döküldü? Vali şaşırır. Hemen Bayındırlık il Müdürünü görevlendirir. Bayındırlık İl Müdürü de gider inşaatı mühürler. Bakan işin tadını kaçıracak ne varsa yapmaya ve valiyi yerinden etmeye karar verir.
SERDAR KARCILIOĞLU VE MUZAFFER ERGÖZ İSTEMİHAN TALAY’IN MAKAMINDA…
Biz anlattık o dinledi. Gerekçelerimizi söyledik. Konu valinin kişisel yapısında değil dedik. Muğla İlinde ilk defa bir vali biz halkın sorunlarına bu kadar yakından ilgi duyuyor, plan. Proje hazırlıyor, sorunları masada çözüyor, çok şeffaf dediysek de sözümüzü dinletemedik. O bir kere Vali Lütfi Yiğenoğlu’nu gönderip yerine çok iyi ahbabı olan Temel Koçakları getirmeyi kafasına koymuş. Araya Sayın Hüsamettin Özkan bile girdiyse inadından vazgeçmedi hatta hükümetin hiçbir kararnamesini imzalamadı. Sonunda Sayın Lütfi Yiğenoğlu merkez valiliğine atandı. Biz de bunu onur meselesi yaptık ve Danıştay’a gittik. Danıştay da bu karar iptal edildi ama hükümet bir türlü bu kararı uygulamadı ta ki ünlü Risetto skandalı oluncaya kadar. Sayın Temel Koçaklar gitti yerine Sayın Lütfi Yiğenoğlu geldi. Bu arada ortada ne İstemihan Talay ne de SHP diye bir parti kaldı.
HALKIN VALİSİNİ HALK KORUMALIDIR…
Biz Rahmetli Turgut Özal ile Avni Akyollar ile çalıştık. Partilere verdik, partilerden hiçbir şey almadık. Ülkenin değişiminden ve rekabetin önünü tıkayan kişi ve kurumlardan şikayetçiydik. Bu nedenle valilerin halkın yanında olması bizi çok ilgilendirirdi. Biz de valimize dokunmayın kampanyası ile bu ve kadın valimizi gücümüz oranında koruduk. Yoksa bizim Sayın valilerden tek bir kişisel talebimiz olmadı. Zaten halkın sorunlarını çözemeyen valiler ile yıllar kayboldu, sorunlar çözülemedi. Bir sürü vali geldi ve geçti ama Lütfi Yiğenoğlu hem Muğla’da hem de gönüllerde iz bıraktı.
 

  • Okunma: 3133